Amazonlu kadınların cengâver kraliçeleri Sinova’nın isminin bu şehre verildiği rivâyet edilir. Romalılar bu şehre Sinepolis demişlerdir. Bâzı kaynaklar Hititçe Sanova’dan geldiğini, bâzıları Asurların Sin kelimesinden geldiğini, başka kaynaklar Sinip’ten geldiğini, bâzı tarihçiler Sen-ha-pi kökünden türediğini, bâzıları da Farsça Sîne-i âb (Suyun göğsü) kelimesinden geldiğini ifâde ederler. Roma kayıtlarında General Pompeius’un idâresine verilen 11 şehir arasında Sinop Teium kaydı vardır. Fâtih Sultan Mehmed Han Sinop’a Cezîretül-Uşşak demiştir. Türkler şehri fethettiklerinde bu şehre Sinop ismini vermişler ve isim gümüze kadar devam etmiştir.
Târihi
Sinop şehrinin târihi çok eskilere dayanır. Târihte savaşçı kadınlar topluluğu olarak tanınan, efsanevî Amazonlara kadar uzanır. Nitekim Hititlere âit belgelerde, bölgede Amazon ve Kaşkarların yaşadığı yazılıdır. Asurlular ve Sâmi kavimleri, bölgeyi hiçbir zaman ele geçirememişlerdir. Sinop, Anadolu’da ilk siyasî birliği kuran Hitit İmparatorluğunun sınırları içinde bir bölgeydi. Hititler bu bölgeye “Gasgas” (Kaşka, Gaşka, Kaska) ismini verdiler. M.Ö. 8. asırda Kimmerler bölgeyi istilâ ettiler. Bilâhare Frikya ve Lidya kralları ele geçirdi. M.Ö. 6. asırda Persler, Lidya Krallığını yenerek bölgeyle birlikte Anadolu’nun mühim kısmına hâkim oldular. Daha sonra Miletoslular yerleşerek, bu asırlarda Sinop bir “İyon” sitesi hâline geldi. Bir ara Sinop, Kapadokya Krallığının eline geçti. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender,
Persleri yenerek, Anadolu ve İran’ı Makedonya Krallığına ilhak etti. İskender’in ölümünden sonra Yunanlaşmış Persler bu bölgede Pontus Krallığını kurdular. Pontus, Yunanlaşmış bir Pers Devletidir. M.Ö. 169 senesinde Sinop, Pontus Krallığının başşehri oldu. Pontus Kralı Mithridates bir ara Anadolu’nun bir kısmını ele geçirdi. Roma İmparatorluğu ile savaştı. Neticede Romalılar, Mithridates’i yenerek M.Ö. 1. asırda bu bölgeyi kendilerine katarak Bitinya eyâletine bağladılar. M.S. 395’te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce bu bölge Anadolu gibi Doğu Roma (Bizans) nın payına düştü. Anadolu’ya akınlar yapan İslâm orduları, Anadolu’nun birçok şehrini fethetmişse de, bu bölgeye girmediler. Sâsâni akınları da bu bölgeye ulaşamadı. Sinop ilk olarak 1085’te AnadoluFâtihi ve Türkiye Selçuklu Devletinin kurucusu Kutalmışoğlu Birinci Süleyman Şahın komutanı Karatekin tarafından fethedildi.
Haçlı Seferlerinin başlaması üzerine genç Türkiye Devleti, Anadolu içlerine geri çekildi. Birinci Haçlı Seferinden sonra Bizanslılar sâhildeki Türk şehirlerini ele geçirdi. Sinop da yeniden Bizanslıların hâkimiyeti altına girdi. Dördüncü Haçlı Seferinden sonra Bizanslı Kommenoslar başşehir Trabzon olmak üzere 1204’te Sinop’u da içine alan Pontus-Bizans Devletini kurdular. Selçuklu Sultanı Birinci İzzeddin Keykâvus, Bizans İmparatoru Alexius Commenus’u yenerek esir aldı. Böylece Karadeniz’de işlek bir limana sâhip olundu. Türk tüccarları Sinop’a gelerek kısa zamanda Karadeniz ticâretine hâkim oldular. Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubâd devrinde Kırım Seferi Sinop’tan hareket eden Türk Karadeniz Donanması tarafından başarıyla neticelendi. Sinop, Selçukluların Karadeniz üzerindeki en mühim şehri oldu. Sinop bir ara Trabzon’daki Pontus-Bizans Devleti tarafından 1259’da yeniden işgal edildiyse de Selçuklu veziri Muinüddin Süleyman Pervâne tarafından 1261’de geri alındı. Daha sonra Sinop’ta Pervâneoğulları Beyliği kuruldu. 1326 senesine kadar devam etti.Pervâneoğullarından sonra Melik Altınbaş Gâzi Çelebi, Sinop Vâlisi oldu. Selçuklu Sultanlarının sonuncusu İkinciMes’ud’un oğludur. Babasının ölümü üzerine İlhanlılar Gâzi Çelebi’yi tahta çıkarmadılar. Tahtı kendilerine aldılar. Gâzi Çelebi’den sonra büyük oğlu İbrâhim Bey, Sinop Vâlisi oldu.
İbrâhim Beyin ölümünden sonra Candaroğulları (sonraki isimleri İsfendiyaroğulları) Sinop’u ele geçirdiler. Bâzıları beyliğin Kastamonu olan başşehrini Sinop’a taşıdılar. Candaroğulları 14. asrın sonlarına doğru Osmanlı Devletine tâbi olmuşlardır. Osmanlı ve Candaroğulları, kız alıp vermelerle akrabâ olmuşlardır. Candaroğullarının mühim kısmı Sinop’ta gömülüdür. Fâtih Sultan Mehmed Han Sinop’un iç bağımsızlığına son vermek isteyince, Fâtih ile kardeş çocuğu olan İsmâil Bey Sinop Kalesini ve limanını Fâtih’e teslim etmiştir.
Fâtih, İsmâil Beyi Filibe’ye sancak beyi olarak gönderdi. Osmanlılar zamanında Sinop Trabzon’un yanında ikinci dereceye düştü. On yedinci asırda Sivas eyâletinin (beylerbeyliğinin) 8 sancağından (vilâyetinden) biri olan Canik (Samsun)e kazâ olarak bağlandı. Tanzimattan sonra Kastamonu vilâyeti (eyâleti) kurulunca bu eyâletin 4 sancağından birine merkez oldu. 3 kazâsı vardı. Bilâhare müstakil sancak oldu. Osmanlı devrinde Sinop çok önemli bir liman ve tersâne şehriydi. Önemli olan bu liman ve tersânede 1571 İnebahtı’da kaybedilen gemiler yapıldı. Kıbrıs Seferine çıkarılan 72 gemi de burada yapılmıştır. 1853’te Ruslar Sinop’a baskın yaparak Türk donanmasını tahrip ettiler. Târihin her devrinde önemini muhâfaza eden Sinop, Cumhûriyet devrinde il merkezi oldu.
Fizikî Yapı
Sinop il topraklarının % 74’ü dağlardan, % 23,5’i platolardan ve % 2,5’e yakını ovalardan ibârettir. Sinop Yarımadası kıyılarındaki tepeler alçaktır. Kıyıdan güneye gidildikçe yükseklik artar ve geçit zorlaşır. Daha sonra Gökırmak Vâdisi ve çevresinde düzlükler yer alır. Dağlar: Sinop ilinde dağların sayısı çok fakat yükseklikleri azdır. En önemli dağ silsilesi İsfendiyar (Küre) Dağlarıdır. İli doğu-batı istikâmetinde ikiye ayırır. Yüksekliği 1500 m’yi geçen birkaç tepe vardır. Önemli olanları Sandökük Tepesi (1680 m), Zindan Dağı (1730 m), Çangal Dağı (1605 m), Göktepe (1375 m) dir. Bu dağlar arasında Zindan Dağı, Sinop ilinin en yüksek noktasıdır. Plato ve yaylalar Gerze ile Boyabat arasındadır. Başlıca yaylalar Altmışdört, Güdekoğlu, Avlağısökü, Altınyayla, Çam, Kuzfındık, Aluç, Mehmetli, Gündüzlü, Maruf, Kumlu, Yaylacık, Darıözü, Doğaçam, Bayat, Sakızlı, Yassıalan, Gökalan ve Buzluk’tur. Sinop Yarımadası da bir yayla görünümündedir.
Ovalar: Kıyıda Sinop ve içerde Boyabat Ovası başlıca büyük ovalardır. Boyabat Ovası Gökırmak, Asarcık, Arın ve Gâzidere ovalarının birleşmesinden meydana gelmiştir. Kıyıda ise Karasu, Aksaz ve Sarıkum ovaları bulunur. Bütün ovalar verimlidir.
Akarsular: Sinop ilinin en önemli akarsuyu Gökırmaktır. Gökırmak Kastamonu topraklarından çıkar, birçok kolları alarak doğuya akar. Durağan ilçesi güneyinde Kızılırmak ile birleşir. Boyabat Ovasında çeltik tarlalarını sular. Sinop-Samsun sınırını çizerek Samsun il topraklarında kuzeye akarak, Bafra Burnunda Karadeniz’e dökülür. Küre Dağlarından çıkarak Karadenize dökülen başlıca akarsular Karasu Çayı, Ayancık Çayı, Karlık Çayı, Kanlı Çayı ve Kabalı Çaydır. Bölgede zengin yeraltı suları vardır. Göller: Sinop il sınırları içinde büyük göller yoktur. Küçük birkaç göl vardır. Sarıkum Gölü: Uzunluğu 2 km genişliği 750 m’dir. 400 hektarlık bir alanı kaplar. Keçideresinin getirdiği alüvyonlar ve fırtınaların taşıdığı kumlarla küçülmektedir. Karagöl kıyıya 50 metre mesâfededir. 80 hektarlık bir alanı kaplar. Sülük Gölü: Sinop Yarımadası üzerindedir. Eski bir yanardağ krateri olup 210 m yüksekliktedir. Civarındaki ovanın sulamasında kullanılır.
İklim ve Bitki Örtüsü
İl dâhilinde genel olarak ılık bir iklim hüküm sürer. Mevsimler arasında ısı farkı azdır. İsfendiyar (Küre) Dağlarının kuzey kısmı daha çok yağış alır. Güneyde ise yağış az olur. Küre Dağlarının kuzey kısımları sık ormanlarla, güneyi bodur ağaçlarla kaplıdır. Senelik yağış ortalaması ilçelere göre değişir. Boyabat’ta 388 mm iken Ayancık’ta 1003 mm’dir. Yazın sıcaklık +30°C üstüne birkaç gün çıkar. Kışın 0°C altındaki gün sayısı 10 günü geçmez. Sıcaklık +34,5°C ile -8,4°C arasında seyreder. Bitki Örtüsü: Sinop il topraklarının % 62’si orman ve fundalıklarla, % 33’ü ekili ve dikili alanlarla, % 4’ü çayır ve mer’alarla kaplıdır. Ormanlar gür ve ağaç çeşitleri çoktur. Başlıca ağaçlar çam, meşe, köknar, gürgen, kayın, dışbudak, kavak, karaağaç, defne, fındık, kızılcık, karaçam ve sarıçamdır. Ormanlar çok yerde denize kadar sokulmuştur. Ayancık’ta Türkiye’nin en büyük kereste fabrikası bulunmaktadır. Sinop ormanlarının orman altı bitkileri de zengindir.
Ekonomi
Tarıma elverişli arâzisi az olmasına rağmen faal nüfûsun % 80’i tarımla uğraşır. Sanâyi gelişmemiştir. Sinop ilinin ekonomisi balıkçılığa, ormancılığa, hayvancılığa ve tarla tarımına dayanır. Tarım yapılan arâzi 200 bin hektarı geçmez.
Tarım: Sinop ilinde en çok tarla tarımı yapılır. İl sebze ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılar. Meyvecilik önemli yer tutar. Kestâne, armut, kiraz, muşmula ve kızılcık yetişir ve diğer illere de satılır. Keten de önemli yer tutar. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, mısır, pirinç, mahlut, fasulye, bezelye, tütün ve şekerpancarıdır. Bu miktar ortalama olup, senelere göre değişmektedir. Meyve istihsaliyse, 20 bin ton civârındadır. Başlıca meyveleri ceviz ve kestânedir. Boyabat’ın pirinci meşhurdur.
Hayvancılık: Sinop ilindeki yaylalar hayvancılığa çok müsâittir. Hayvan sayısı gittikçe artmaktadır. İlde koyun, sığır, kıl keçisi, tiftik keçisi ve hindi beslenir. Arıcılık gelişmektedir.
Balıkçılık: Kıyı kısımlarında balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır. Avlanan balıkların başlıcaları; hamsi, barbunya, lüfer, mezgit, istavrit, palamut, kefal, çinekop, kalkan, tatlısu kefali ve sazandır.
Ormancılık: Sinop ili orman varlığı bakımından oldukça zengindir. Ormanlar gür ve ağaç çeşidi boldur. 310 bin hektar orman sahası ve 53 bin hektar fundalık vardır. 210 köy orman içinde, 147 köy orman sınırındadır. Sanâyi: İl topraklarının engebeli oluşu, karayollarının ihtiyacı karşılamaması, ulaşım zorluğu ve Sinop limanının Samsun limanına göre yetersiz oluşu gibi sebeplerle sanâyi gelişmemiştir.
Başlıca sanâyi kuruluşları: Ayancık Kereste Fabrikası, tuğla-kiremit fabrikaları, Lider Ağaç Sanâyii Kollektif Şirketi, Söksa İç ÇamaşırlarıÖrme ve Konfeksiyon A.Ş., Untek Boyabat Gıdâ Sanâyii A.Ş., Balıksan Balık Ürünleri İşletme Sanâyii A.Ş., Çeltik Fabrikaları, Sinop Cam Fabrikası ve Peynir-Tereyağı Fabrikasıdır. Ulaşım: Sinop, kara ve deniz yolu ulaşımından faydalanır. Karayolu yetersizdir. Orta ve Doğu Karadeniz kıyısını tâkip ederek Hopa’ya kadar uzanan devlet yolu Sinop’tan başlar. Boyabat-Taşköprü istikâmetine uzanarak Kastamonu’ya ulaşır. Bu yolla İstanbul’a bağlanır. Karadeniz kıyı yolu Samsun’dan ayrılan bir kolla güneybatıya ayrılarak ili İç Anadolu’ya bağlar. İl sınırları içinde 160 km il ve 348 km devlet yolu vardır. Sinop limanı işlek sayılır. İskelenin boyu 180 m, genişliği 8-12 m’dir. 700 grostonluk gemiler yanaşır, fakat vinç olmadığı için gemiler kendi imkânları ile yüklerini boşaltırlar. Sinop’un Karadeniz kıyısı 175 km’dir. Karadeniz’e doğru uzanan “İnceburun” Anadolunun en kuzey ucudur. Aynı yarımadanın doğuya uzanan ikinci burnu Sinop Burnu’dur. Sinop bu burun üzerindedir. Şehrin, biri kuzeybatıda diğeri güneydoğuda iki limanı vardır. Güneydoğudaki olanı daha kullanışlıdır. Sinop sâhilinde 3 adacık vardır. Gâzibey Kayalığı Adası, Sara Ada ve Kara Ada’dır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfus: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 265.153 olup, 86.314’ü ilçe merkezinde, 178.839’u köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 5862 km2 olup, nüfus yoğunluğu 45’tir.
Örf ve âdetleri: Sinop çok eski bir yerleşim merkezidir. Türklerin fethiyle birlikte bu şehirde Türk-İslâm Kültürü hâkim olmuş, diğer kültürler unutulmuştur. Fâtih Sultan Mehmed Hanın Sinop’u Osmanlı Devletine katması ile, burada bulunan Pontuslular, İstanbul ve batıya nakledilmiş ve Asya’dan gelen Türkmen boyları ile Kafkasya ve Karadeniz’den gelen Türkler yerleşerek tamâmen Türkleşmiş, Türk örf ve âdetleri bütün bölgede hâkim olmuştur.
Mahallî kıyâfet: Kıyâfette Kafkasya, Kırım ve Karadeniz’in diğer bölgelerinden gelen göçmenlerin tesiri büyük olmuştur. Halk oyunları: Halk oyunları ve halk mûsikîsinde İç Anadolu’nun tesiri büyüktür. Sâhile yakın kısımlardaki oyunlar, ritm ve figürleri yönüyle Kafkas oyunlarına benzer. İç kısımlarda ise İç Anadolu ve Kastamonu yöresi oyunlarının özelliği görülür.
Bu oyunlara davul, zurna, bağlama, mızıka, tulum gibi çalgılar eşlik eder. En çok oynanan oyunlar şunlardır: Çiftetelli, Horon, Karşılama, Geldi Geldi, Kadın Oyunu, Halay, Ayancık Eymeleri, Karasu’da Pazar Var. Mahallî yemekleri: Mısır unu tarhanası, mısır pastası, nişasta helvası ve etli hamurdur.
Etli ekmek, nokul, pekmez helvası ve çeşitli pideler. Keşkek, katlama, saç böreği, kulak hamuru, ayva yemeği, kestâne helvası ve kırlangıç çorbası.
El sanatları: Tahta oymacılık ve dokumacılık çok ileri durumdadır. Eğitim: Sinop’ta okur-yazar oranı % 93’ü aşmıştır. İlde 1 anaokulu, 45 anasınıfı, 600 ilkokul, 40 ilköğretim okulu, 4 pratik kız sanat okulu, 13 meslek lisesi, 12 genel lise ile Su Ürünleri Fakültesi vardır. Sinop’ta 1924 yılında kurulan Rıza Nur Halk Kütüphânesi ile 1952 yılında aynı binâda kurulan Çocuk Kütüphânesi yer almaktadır. Ayrıca 8 ilçede ilçe halk kütüphâneleri bulunmaktadır.





