• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Türk Ansiklopedi - Ansiklopedi ve Bilgi Sitesi

Bakara Suresi Tefsiri 2-2.Bölüm

64. Sonra o misakın ardından yüz çevirdiniz.. Eğer  üzerinize Allah Teâlâ'nın fazi ve rahmeti olmasaydı elbette hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.

64.  Ey İsrail oğulları!.. (Sonra) siz İOJ söz ve ımisakın ardından) ona uymadınız, ondan lyüz çevirdiniz.) T anlı; yollar takibine başladınız. (Eğer üzerinize Allah Teâlâ'nın lütuf ve keremi) koruma ve himayesi (olmasa idî e! bette) büsbütün (hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.) Tamamen mahv ve perişan olur giderdiniz. Artık uyanın, kaybedilen şeyleri telâfi etmeye çalışın.



§ Bu Tur hadisesi; bir harikadır, bir mucizedir. Mübarek peygamberlerin ellerindi halkın İman etmeleri için bir nice mucizeler meydana gelmiştir. Bu mucizeleri gördük ten sonra güzel bir tefekkür ve kanaat neticesinde ortaya çıkacak bir İman, sahihtir Zora dayalı bir İman değildir. İşte Tur'un kaldırılması harikası da böyledir. Bunu görenlerin imanı da, zorlamaya dayanan bir İman sayılamaz ki makbul olmamış olsun.

§ Bu Tur'un kaldırılması Allah'ın kudreti karşısında imkânsız görülemez. Üstünde yaşadığımız yer yüzü bir yere dayanmaksızın havada dönüp durmaktadır Üzerimizdeki gök kubbesinde güneş, ay ve yıldız denilen binlerce kürenin fezada dönüp durduğu da fen ve his yoluyla sabittir. O halde Allah'ın kudretiyle bir dağ parçasının yerden ayrılarak bir müddet hava sahasında dönüp durması nasıl imkânsız görülebilir? Böyle bir hâdise, insanlık için bir uyarı vasıtasıdır, bir mucize örneğidir.

§ Bu ayeti kerimedeki "Tur" dan maksat, bilinen Turi sinadır. Bir kavle göre de dağ şeklinde görülen diğer bir hava olayıdır. Araf süresindeki (171) inci ayeti kerimenin izahına da bakınız.









65. And olsun ki, sizler içinizden cumartesi gününde haddi aşanları elbette bilmişsinizdir. Biz de onlara sefil, hakir maymunlar olunuz, demiştik.

65.  Bu mübarek ayetler de vaktiyle İsrail oğulları arasında Allah'ın emrine muhalefet edenlerin bu yüzden uğramış oldukları müthiş sonlarını bildirmektedir. Bu acı verici sonucun bir ibret ve nasihat vesilesi olduğunu beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Ey İsrail oğulları!.. (Andolsun ki sizler içinizden cumartesi gününde haddi aşanları) kendilerine yasak edilen avlanmaya karşı cür'et gösterip durmuş olanları (elbette bilmişsinizdir.) Bu bir tarihî hakikattir, milletInlzce bilinmektedir. (Biz de onlara) böyle haddi aşanlara (sefil, hakir maymunlar olunuz demiştik.) Onlar da hemen maymun olmuşlardı. İşte ilâhî emre karşı gelmenin cezası. Artık bu gibi korkunç cezalara tutulmamak için Cenâb-ı Hakkın emirlerine karşı gelmekten sizlerin de kaçınmanız lâzım değil midir?









66. Artık bunu o zamandakilere ve ondan sonrakilere bir ibret, korunanlar için de bir nasihat kıldık.

66. (Artık bunu) bu cezayı, yani: Cumartesi gününün haramlığını tanımayan bir gurubun öyle bir cezaya uğrayışını (o zamandakilere) o hadiseyi görenlere (ve ondan sonrakilere) bilâhare vücude gelip bu tarihi hâdiseden haberdar olanlara (bir ibret) kıldık. Bu fevkalâde hâdise, bütün insanlar için bir ibret vesilesidir. Ve bunu (korunanlar için de bir nasihat kıldık.) Bundan asıl istifâde edecek olanlar da gerçekten korunmuş olanlardır.

§      Bilinmektedir ki: Yahudiler vaktiyle cumartesi gününe saygı göstermekle o gün dünya ile ilgili İşlerini bırakıp ibâdet ve itaatte bulunmakla mükellef kılınmışlardı. Alı; verişle, avlanma ile uğraşmaları dini yönden yasak idi. Halbuki bunlardan "İle" kasabası ahalisi bu güne asla riâyet etmiyorlardı. O günde aralıksız balık avlamakla meşgul bulunuyorlardı, İşte bunlara "maymun olunuz" ilâhî emri tecelli etmiş, hepsi de derhal maymun kesilmişti. Bu hadiseyi Yahudiler bilirler. Evet... Bu ceza Allah'ın emrine karşı gelmenin bir cezası idi. Ve bütün insanlık için bir ibret ve uyarı vesilesi idi. Allah'ın kudreti karşısında böyle bir trajedinin meydana gelmesi İmkânsız değildir.

Binaenaleyh tefsircilerin çoğunluğuna göre bu maymunluğa dönüşme işi, hakikaten vaki olmuştur. Bazı zatlara göre ise o kavmin maymun kesilmesi, şeklen değil, ruhen idi. Onlar insaniyet şerefini kaybetmiş ahlâk ve davranış yönünden maymun kesilmişlerdi. Fakat kuvvetli bir delil bulunmadıkça bu gibi dinî metinleri, dış anlamlarına ters düşecek şekilde yorumlamak doğru görülemez.

S ile; Medine-i münevvere ile Turi sina arasındaki bir deniz sahilinde bulunan bir kasabadır.









67. Bir vakitte Musa -aleyhisselâm- kavmine dedi ki: Allah Teâlâ bir sığır boğazlamanızı size muhakkak emrediyor. Dediler ki: Sen bizimle alay mı ediyorsun? -Musa aleyhisselâm da- dedi ki: Ben cahillerden olmaktan Allah Teâlâ'va sığınırım.

67.     Bu mübarek ayetler de İsrail Oğullarının ruh hallerini gösteriyor, onların aldıkları dinî emirlere karşı ne kadar tereddütlü ve inatçı olduklarını bildirmektedir. Söyle ki: (Bir vakitte Musa) aleyhisselâm aldığı bir ilâhî vahiy sebebiyle (kavmine) hitaben (dedi ki: Allah Teâlâ bir sığır) hayvanı (boğazlamanızı size muhakkak emrediyor.)         Onlar da bu emre hemen uyacakları yerde itiraza başladılar da (dediler ki) Ya Musa! (Sen bizimle alay mı ediyorsun?) Onlar Hz. Musa'ya yalan isnat etmişler, onun Cenâb-ı Hak adına emrettiği bir vazifeyi bir alay sanarak "Sen bizimle alay mı ediyorsun" demişlerdi. Musa aleyhisselâm da kendisini müdafaa etmiş, alayın cahilce bir hareket olup peygamberliğin şanına layık olmadığına işaret için (dedi ki: ben cahillerden olmaktan Allah Teâlâ'ya sığınırım.) Size bu emrettiğim, bir ilâhî vahye dayanmaktadır.











68.        Dediler ki: Bizim için rabbine dua et, o sığırın ne olduğunu bize bildirsin. Dedi ki: Cenab'ı Hak buyuruyor. O bir sığırdır ki, ne pek yaşlıdır ne de pek gençtir, iki ortası dinç bir sığırdır. Artık emrolunduğunuz işi yapınız.

68.         İsrail oğulları, Hz. Musa'nın bu uyansı üzerine ağız değiştirerek (dediler ki: Bizim için) bizim hakîkatten haberdar olmamız için (rabbine dua et o sığırın ne olduğunu) ne gibi bir vasıf ve tavırda bulunduğunu (bize bildirsin.) Hz. Musa da aldığı bir ilâhî vahye dayanarak (dedî ki Cenab'ı Hak buyuruyor, o bir sığırdır ki ne pek yaşlıdır, ne de pek gençtir. İkisi ortası bir dinç sığırdır.t Binaenaleyh böyle bir sığır bularak boğazlayınız, emrolunan şeyi yerine getiriniz. Fakat yine onlar suallerine devam ettiler.









69.          Dediler ki: Bizim için rabbine dua et onun rengi nedir. Bize açıklasın. Dedi ki: Muhakkak o buyuruyor ki: O sarı renkte bir sığırdır. Onun rengi tam sarıdır. Kendisine bakanları sevindirir.

69. Bu mübarek ayetler, bir cinayetin harikulade bir suretle meydana çıkarılması için İsrail oğullarının kendilerine teklif edilen bir husus hakkında tekrar tekrar açıklama  isteğinde  bulunmuş  olduklarını  bildirmektedir. Ve  bu teklif edilen  hususun  bir alay için  değil,  bir hikmet,  bir ilâhî emir gereği  olduğu  kendilerinceanlaşılınca ağız değiştirdiklerini beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: İsrail oğulları (dediler ki:) Ya Musa (bizim için rabbine dua et) istirhamda bulun. (Onun) o boğazlayacağımız sığırın (rengi nedir) onun ne renkte olduğunu (bize açıklasın) onu tamamen anlayalım. Hz. Musa da onlara cevaben: (Dedi ki: Muhakkak o) Rabbim (buyuruyor ki: O sarı renkte bir sığırdır.) Onun rengine başka bir renk karışmamıştır. (Onun rengi tam sarıdır.) Öyle ki; O (kendisine bakanları sevindirir.) Memnun eder, neşeler içinde bırakır.







70. Dediler ki: Rabbine dua et bize açıkça bildirsin. Şüphe yok ki o sığır bize karışık geldi. Ve şüphesiz ki Allah Teâlâ dilerse biz elbette hidâyete ermişler oluruz.

70.    İsrail oğulları aldıkları bu bilgilerle yetinmediler. (Dediler ki:) Ya Musa (Rabbine dua et bize açıkça bildirsin) o sığırın nasıl olduğunu anlayalım, biri birine benzeyen bir çok sığır hayvanı vardır. (Şüphe yok ki o sığır bize karışık geldi) Bunun açıklığa kavuşturulmasını arzu etmekteyiz. (Ve şüphesiz ki Allah Teâlâ dilerse biz elbette hidâyete ermişler oluruz.) Yani bizler inşaallah bu sığırın nasıl olduğunu tamamen öğrenir, onu keserek Allah'ın emrini yerine getirmiş ve hidâyete ermiş oluruz.

§ İsrail oğullarının böyle "İnşaallah" demeleri İmdatlarına yetişmiş, İstenen sığırı bulup em re dildi ki eri vazîfeyi yerine getirmişlerdir.



Şöyle ki:









71.     Dedi ki; O buyuruyor ki: O muhakkak bir sığardır ki zillete uğramamıştır. Ne tarla sürmeğe, ne de ekin sulamada alıştırılmamıştır. Bütün kusurlardan uzaktır. Onda renk karışıklığı yoktur, tam sarıdır. Dediler ki: İşte şimdi hakikati getirdin. Hemen onu -o sığırı bulup- boğazladılar. Halbuki -bunu- yapmağa asla yaklaşmıyorlardı.

71. Musa aleyhisselâm onlara ıDedi ki: O) Yüce Yaratıcı (buyuruyor ki: O muhakkak) öyle (bir sığırdır ki zillete uğramamıştır.) O zelûl = hakarete, meşakkate maruz kalmış değildir. O (ne tarla sürmeğe, ne de ekin sulamağa alıştırılmamıştır.) Onda bir leke yoktur. (Bütün kusurlardan uzaktır.) Böyle müstesna bir hayvandır. (Onda renk karışıklığı yoktur, tam sarıdır.) Bunun üzerine İsrail oğulları tam bilgi sahibi oldular. Ve Hz. Musa'ya hitaben (dediler ki:

İşte şimdi hakikati getirdin.) gerçek olanı emrolunan şeyin tam mahiyetini getirip bize haber verdin ve (hemen onu) o emrolundukları sığırı bulup (boğazladılar) emre uymuş oldular. (Halbuki) bu emroldukları şeyi evvelce (yapmağa asla yaklaşmıyorlardı.) Nihayet bunu yerine getirmeye muvaffak olmuşlardır.

§ Bu mübarek ayetlerde işaret vardır ki bir ilâhî emre hemen yapışmamak, lüzumsuz suallerle açıklama isteğinde bulunmak, sorumluluğu artırır ve bazen hoş olmayan neticelere sebebiyet verir, Eğer İsrail oğulları İlk emre uyarak her hangi bir sığırı = bakarayı kesecek olsalardı başka sorumlulukla karşı karşıya kalmazlardı.

§ Müfessirlerin izahına göre bu sığır = bakara bir çok araştırmalar neticesinde bulunmuş, bir çok bedel karşılığında da ancak temin edilebilmişti. Şöyle ki: Bu sığır, bir yetimin malı imiş, ihtiyar, salih pederi kendisinden sonra oğlu için yaşam vasıtası olmak için bu sığın bir ormana salmış, yarabbi! Bunu oğlum için sana emânet veriyorum, sen bunu muhafaza buyur diye dua etmiş, bu sığır ormanda korunmuş, çocuk da olgunluk çağına ermiş, bunun ardından İsrail oğulları aradıkları vasıfları ancak bu hayvanda bulmuşlar ve bunu o yetimden büyük bir para karşılığında alıp kesmişlerdir.







72. Ve yine hatırlayınız ki: Siz bir şahsı öldürmüştünüz, sonra bunda çekişmeye kalkıştınız. Allah Teâlâ ise sizin gizlediğiniz şeyi -meydana- çıkarıcıdır.

72.   Bu mübarek ayetler de İsrail oğullarına bir garîb tarihî olaylarını hatırlatıyor. Allah'ın kudreti ile ne harikaların meydana gelebileceğini bütün insanlığa bildiriyor. Herkesi güzelce ve akıllıca düşünmeğe davet buyuruyor. Şöyle ki: Ey İsrail oğulları!.. (Ve yine hatırlayınız ki) ırkınıza âid tarihî mühim bir olayı da düşünüp ibret alınız ki (bir şahsı öldürmüş idiniz.) Yani sizin ırkınızdan bazı kimseler bir şahsı öldürmüşlerdi. O katiller ise meçhuldü. (Sonra bunda) bu katil hâdisesinde müdafaaya ve (çekişmeye kalkıştınız) Bu cinayeti meydana çıkarmak istemiyordunuz. (Allah Teâlâ ise sizin gizlediğiniz şeyi) meydana (çıkarıcıdır.) Nitekim de çıkarmıştır.

§ Tefsirlerde açıklandığı üzere Beni İsrail zenginlerinden bir şahsın bir oğlu ile iki yeğeni varmış. Bu iki kardeş, amcalarının vefatında malı kendilerine kalsın diye onun o bir tek oğlunu gizlice öldürmüşler. Cesedini de götürüp halkın her gün toplanacakları bir yere atmışlar. Sonra da bir çok yapma şamatalar kopararak katilin bulunup meydana çıkarılmasını istiyorlar, bu yüzden aralarında büyük çekişmeler oluyor. Bir çok araştırmalar yapılıyorsa da katiller bulunamıyor. Nihayet alınan ilâhî bir emir sayesinde katiller anlaşılıyor.

§ iddira: Lügatte; müdafaa, düşmanlık besleme ve çekişme demektir. Bir cinayetin vukuunu bazı kimselerin birbirine isnat etmeleri bir iddira'dır.

 
AddThis Social Bookmark Button


Reklam

GÜNÜN SÖZÜ

İlim adamları için yokluk içinde yaşadığı halde kanaat sahibi olmaktan daha değerli bir ziynet yoktur.
İmam Şafii -

PROGRAMLAR

Date iconMar.25

Cheat engine yi açıp metin2.bin i seçip ok diyoruz sonra inventry mizde ol...

Reklam